Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, teknoloji ve insan ilişkisi üzerine yaptığı açıklamada, “Teknoloji, insanların yerini alacak bir unsur olmamalıdır; bunun yerine, insanları güçlendiren bir araç olarak işlev görmelidir. Yapay zeka, insan ruhunun, estetiğinin ve hikayesinin yerini asla alamaz” ifadelerini kullandı. Bakan Işıkhan, Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu ile Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Genel Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği ‘Kültür ve Sanatla Huzurlu Çalışma Hayatı Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumda İskender Pala, İŞKUR Genel Müdürü Samet Güneş ve ünlü sanatçı Hülya Koçyiğit gibi önemli isimler de yer aldı.
Sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada Bakan Işıkhan, kültür ve sanatın çalışma hayatında sadece ikincil alanlar değil, aynı zamanda iş yaşamının kalitesini belirleyen temel unsurlar olduğunu vurguladı. “Artık dünya, yüksek maaşların çalışanları mutlu etmediğini konuşuyor. Modern ofisler, yalnızca aidiyet hissini oluşturmaz. Teknolojik olanakların çoğalması, maalesef insanların huzurunu otomatik olarak artırmıyor. Modern çağın en büyük sorunlarından biri, bireylerin ruhsal yalnızlığıdır. Dijitalleşmenin artması, insanların birbirlerinden uzaklaşmalarına neden olabiliyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yaygınlaştıkça, kurumsal bağlar ve aidiyet duygusu zayıflamakta. Yapay zeka ve otomasyon ilerledikçe, insanların anlam üretme ihtiyacı daha da görünür hale geliyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz sempozyum, bu önemli konuları ele almayı hedefliyor” diye belirtti.
Bakan Işıkhan, çalışma hayatının yalnızca ücret politikaları ve ekonomik göstergelerle değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, “Biz, çalışma hayatını insanı merkezine alan bir anlayışla ele alıyoruz. Son yıllarda benimsediğimiz sosyal devlet anlayışının temeli de budur. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı, sosyal politikalarımızın temel taşını oluşturmaktadır” açıklamasında bulundu.
Dijitalleşmenin birçok geleneksel mesleği dönüştürdüğünü söyleyen Işıkhan, “Yaratıcılık temelli alanlar giderek daha stratejik bir önem kazanıyor. Tasarım, dijital sanat, oyun sektörü, animasyon, görsel medya, kültürel girişimcilik ve müzik teknolojileri gibi alanlar artık yalnızca kültürel alanda değil, ekonomik rekabet açısından da değerlidir. Türkiye’nin bu noktada büyük bir potansiyeli bulunmaktadır; zira güçlü bir medeniyet birikimimiz var. Biz, Itri’nin musikisini, Mimar Sinan’ın estetiğini, Yunus Emre’nin hikmetini ve Karacaoğlan’ın ruhunu taşıyan büyük bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bu birikim, yeni nesil yaratıcı endüstrilere yön verecek güçtedir. Ancak bu dengeyi korumak hayati önem taşır. Teknoloji, insanın yerine geçmemeli, onu güçlendirmelidir. Yapay zeka, insan ruhunun, estetik duygusunun ve hikayesinin yerini asla alamaz” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı
Yazar: Yusuf Arslan
